Floda muya var mı ?

Risalet

Global Mod
Global Mod
Floda Muya Var mı? Bir Kelimenin Peşinde Eski Bir Mahalleye Uzanan Hikâye

Geçenlerde hiç beklemediğim bir yerde, yıllardır aklımdan çıkmayan bir soruyla karşılaştım: “Floda muya var mı?”

Soruyu ilk duyduğumda bunun yanlış söylenmiş bir kelime olduğunu düşündüm. Hatta kendi kendime, “Herhalde ‘floda’ değil de başka bir şey demek istedi,” dedim. Fakat karşımdaki kişinin yüzündeki ciddiyet, bunun sıradan bir dil sürçmesi olmadığını gösteriyordu.

Bu olayın devamını anlatmadan önce size bir soru sorayım: Siz hiç anlamını bilmediğiniz bir kelimenin peşine düşüp, sonunda aslında kelimeden çok daha büyük bir hikâyenin kapısını açtınız mı?

Benim başıma gelen tam olarak buydu.

Küçük Bir Soru, Büyük Bir Merak

Her şey, eski bir mahallede bulunan küçük bir dükkânda başladı. Dükkânın sahibi, yetmişli yaşlarını geçmiş olan İhsan Bey'di. Raflarında artık pek kullanılmayan mutfak eşyaları, eski radyolar, ahşap kutular ve nereden geldiği belli olmayan türlü nesneler vardı.

Bir gün sohbet sırasında konu eski kelimelere geldi. İhsan Bey, çocukluğunda büyüklerinden duyduğu bazı sözcükleri anlattı. Ben de merakımdan sordum:

“Peki ‘floda’ diye bir şey duydunuz mu?”

Bir süre sustu.

Sonra başını kaldırıp:

“Floda mı?” dedi. “Yanına ‘muya’ da mı ekledin?”

“Evet.”

Gülümsedi.

“Demek hâlâ soruluyor.”

İşte o anda hikâyenin sıradan bir kelime araştırmasından ibaret olmadığını anladım.

İhsan Bey, çocukluğunda mahallede kadınların ve erkeklerin bazı eşyaları farklı isimlerle andığını söyledi. Fakat bunun yalnızca bir kelime farklılığı olmadığını, göçlerle, ailelerin geçmişleriyle ve mahalledeki kültürel karışımla ilgili olabileceğini düşündüğünü belirtti.

“Bazen,” dedi, “bir kelimeyi ararken aslında insanın kendisini aradığını sonradan anlarsın.”

Bu cümleyi not defterime yazdım.

“Floda Muya” Gerçekten Ne Demekti?

Eve döndüğümde ilk işim internetten ve çeşitli sözlüklerden araştırmaya başlamak oldu. Ancak burada önemli bir noktayı özellikle belirtmek gerekiyor: “floda muya” ifadesinin standart Türkçede yerleşik ve doğrulanmış bir deyim olduğuna dair güvenilir bir sözlük kaydına rastlamadım.

Bu nedenle hikâyenin bundan sonraki kısmında “floda muya kesin olarak şu anlama gelir” demek yerine, ifadenin farklı ağızlardan, aile içi kullanımlardan veya yanlış aktarılmış bir sözcükten kaynaklanabileceği ihtimalini dikkate almak daha doğru.

Çünkü sözlü kültür tam da böyle çalışıyor.

Bir kelime, bir kuşaktan diğerine aktarılırken değişebiliyor. Bir harf düşüyor, başka bir ses ekleniyor, hatta bazen kelimenin anlamı tamamen yeniden yorumlanıyor.

Türkçenin farklı ağızlarının belgelenmiş olması da bu açıdan oldukça önemli. Anadolu'nun farklı bölgelerinde aynı nesnenin veya eylemin farklı kelimelerle ifade edilmesi şaşırtıcı değil.

Ama benim hikâyemde mesele burada bitmedi.

Mahallenin Eski Defteri

Ertesi gün İhsan Bey'in dükkânına tekrar gittim.

Bu kez yanında torunu Elif vardı. Elif üniversitede sosyoloji okuyordu ve dedesinin anlattıklarını telefonuna kaydediyordu.

Ona “floda muya” meselesini anlattığımda hemen sözlüğe bakmak yerine bana başka bir soru sordu:

“Bu kelimeyi kim kullanmış?”

“Bir aileden duydum.”

“Peki o ailenin nereden geldiğini biliyor musun?”

Bu soru araştırmanın yönünü değiştirdi.

İhsan Bey'in anlattığına göre mahalle, yıllar boyunca farklı şehirlerden gelen insanların yerleştiği bir yerdi. Balkanlardan, Karadeniz'den, İç Anadolu'dan ve Doğu Anadolu'nun farklı bölgelerinden gelen aileler zaman içinde aynı sokaklarda yaşamıştı.

Erkekler çoğu zaman kahvede, dükkânda veya iş yerinde birbirleriyle iletişim kuruyor; kadınlar ise komşuluk ilişkileri, akrabalık ve ev içindeki günlük yaşam üzerinden farklı kelimeleri koruyabiliyordu.

Fakat burada ilginç olan şuydu: İhsan Bey'in anlattığı erkekler yalnızca “iş bitiren”, kadınlar ise yalnızca “duygusal” insanlar değildi.

Tam tersine.

İhsan Bey, mahallenin su hattı bozulduğunda kimin hangi boruyu değiştireceğini hesaplayan, masrafı çıkaran ve çözüm planı yapan kişiydi.

Elif'in babaannesi ise aynı olay sırasında susuz kalan yaşlı komşuların, çocuklu ailelerin ve yalnız yaşayan insanların ihtiyaçlarını organize etmişti.

Biri çözümün mekanizmasını kurmuştu.

Diğeri çözümün insanlar üzerindeki etkisini görmüştü.

İkisinin yaklaşımı birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıydı.

Bu ayrım bana hikâyenin en önemli tarafını düşündürdü.

Toplum içinde “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” demek ne kadar kolaydı. Oysa gerçek hayat çok daha karmaşıktı.

Bir Kelimenin İçinde Saklanan Göç Hikâyesi

Elif'in önerisiyle mahallede yaşayan yaşlı insanlarla konuşmaya başladık.

Bir kadın, çocukken annesinden duyduğu bazı kelimelerin artık kullanılmadığını söyledi.

Başka bir adam, dedesinin bazı kelimeleri “eski memleket ağzı” olarak nitelendirdiğini anlattı.

Bir başkası ise aynı kelimenin iki farklı ailede farklı anlamlara gelebildiğini söyledi.

O sırada şunu fark ettim:

Bir kelimenin kaybolması sadece dilbilimsel bir mesele değildi.

Bazen bir göç hikâyesinin izinin silinmesiydi.

Bazen bir ailenin geçmişinin unutulmasıydı.

Bazen de yeni neslin, büyüklerinin dünyasına açılan küçük bir kapıyı kapatmasıydı.

“Floda muya” belki gerçekten belirli bir nesnenin adıydı.

Belki iki ayrı kelimenin zaman içinde birbirine karışmasıydı.

Belki de yalnızca yanlış duyulmuş bir ifadeydi.

Fakat artık benim için asıl soru değişmişti.

“Floda muya ne demek?” yerine “Bu kelimeyi kim, nerede ve neden kullandı?” diye düşünmeye başlamıştım.

Kadınların Hafızası, Erkeklerin Arşivi

Araştırmanın en ilginç kısmı, mahalledeki insanların geçmişi hatırlama biçimlerindeki farklılıklardı.

Erkeklerden bazıları geçmişi tarih, tarihçe, meslek ve olaylar üzerinden anlatıyordu.

“1960'larda şu dükkân vardı.”

“Şu yıl taşındık.”

“Babam şu işi yapardı.”

Kadınlar ise çoğu zaman aynı geçmişi ilişkiler üzerinden anlatıyordu:

“Biz taşındığımızda karşı komşunun kızı yeni evlenmişti.”

“Şu aile bize ilk ekmeği getirmişti.”

“Anneannem o kış herkes için reçel yapmıştı.”

İki anlatım biçimini yan yana koyduğunuzda aslında aynı geçmişin iki farklı haritasını görüyordunuz.

Biri olayların koordinatlarını veriyordu.

Diğeri insanların birbirleriyle kurduğu bağların koordinatlarını.

Bu noktada genellemeye kaçmamak gerekiyor. Çünkü mahallede stratejik düşünen kadınlar da vardı, son derece empatik ve ilişki merkezli erkekler de.

Hatta İhsan Bey'in kendisi, konuşmanın bir yerinde bana şöyle dedi:

“İnsanları cinsiyetlerine göre değil, yaptıkları işe göre anlamaya çalış. Ben bazen hesap kitap yaparım, bazen de birinin derdini dinlemekten başka yapacak işim olmaz.”

Bu cümle hikâyenin yönünü yeniden değiştirdi.

Tarih Bize Neyi Hatırlatıyor?

Dil, yalnızca iletişim kurmak için kullandığımız kelimelerden oluşmuyor.

Dil aynı zamanda göçlerin, ticaretin, savaşların, aile ilişkilerinin, eğitim sisteminin ve şehirleşmenin izlerini taşıyor.

Bir mahallede kullanılan eski bir kelimeyi araştırmak, bazen insanların nerelerden geldiğini anlamaya yardımcı olabilir.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken şey, tek bir kelimeden büyük tarihsel sonuçlar çıkarmamak.

Bir kelimenin kökeni konusunda kesin konuşabilmek için sözlükler, ağız araştırmaları, yazılı belgeler ve mümkünse akademik çalışmalar karşılaştırılmalı.

Benim “floda muya” araştırmamda da en dürüst sonuç buydu:

İfadenin kesin anlamını doğrulayamadım. Ama bu belirsizlik, araştırmayı değersiz hale getirmedi. Tam tersine, daha dikkatli soru sormamı sağladı.

Sonunda Floda Muya'yı Bulabildik mi?

Haftalar sonra İhsan Bey'in dükkânına yeniden gittim.

Masasının üzerinde eski bir defter vardı.

Defterde mahallede kullanılan kelimeler yazılıydı.

Bazılarının yanında anlamları, bazılarının yanında ise “annem böyle derdi” veya “büyükbabamdan duydum” gibi notlar bulunuyordu.

“Floda muya” ifadesinin karşısında ise hiçbir açıklama yoktu.

Sadece iki kelime yazıyordu.

“Tam hatırlamıyorum.”

İlk anda hayal kırıklığına uğradım.

Sonra Elif güldü.

“Bence bu daha ilginç.”

“Nesi ilginç?”

“Çünkü bazen unutulan şeyin kendisi de tarihin bir parçasıdır.”

Deftere tekrar baktım.

Belki gerçekten bir anlam bulamamıştık.

Ama artık kelime benim için boş değildi.

O kelime; yaşlı bir adamın çocukluk anılarını, bir mahallenin göç hikâyesini, farklı ailelerin birbirine karışan dillerini ve insanların geçmişi hatırlama biçimlerini temsil ediyordu.

Sizce “Floda Muya” Nereden Gelmiş Olabilir?

Bu yüzden bu hikâyeyi burada bitirmek istemiyorum.

Belki aranızda “floda muya” ifadesini daha önce duyan biri vardır.

Belki sizin memlekette farklı telaffuz ediliyordur.

Belki büyükanneniz, dedeniz veya başka bir aile büyüğünüz benzer bir kelime kullanmıştır.

Böyle bir kelime varsa hangi şehirde veya bölgede duyduğunuzu, yaklaşık hangi yıllarda kullanıldığını ve ne anlama geldiğini paylaşmanız çok değerli olabilir.

Çünkü sözlü tarih bazen büyük arşivlerde değil, insanların hafızasında yaşar.

Ve belki de bu hikâyenin sonunda asıl cevabı bulacağımız yer bir sözlük değil, başka birinin çocukluk anısı olacaktır.

Siz hiç ailenizden duyup anlamını yıllarca merak ettiğiniz eski bir kelimeyle karşılaştınız mı?

“Floda muya” sizce bir ağız özelliği, yanlış aktarılmış bir ifade, başka bir dilden geçmiş bir kelime ya da tamamen farklı bir şey olabilir mi?

Yorumlarda kelimeyi nerede, kimden ve hangi anlamda duyduğunuzu yazarsanız, ortaya çıkan parçalar belki hep birlikte daha anlamlı bir hikâyeye dönüşebilir.

Kaynak notu: Türkçedeki yöresel söz varlığı ve ağız özellikleri için Türk Dil Kurumu'nun sözlük ve ağız araştırmaları; ayrıca Türkiye'nin farklı bölgelerindeki ağız çalışmalarına ilişkin akademik yayınlar karşılaştırılabilir. “Floda muya” ifadesi için ise güvenilir, doğrudan bir sözlük kaydı doğrulanamadığından kesin bir etimoloji veya anlam iddiasında bulunmak doğru olmaz.
 
Üst